A blessing in disguisebaşta kötü gibi görünen iyi bir şey
A dime a dozendeğersiz
Beat around the bushLafı dolandırmak, genelde nahoş olduğundan dolayı
Better late than neverBir şeyi hiç yapmamaktansa geç yapmak daha iyi
Bite the bulletKaçınılmaz olduğundan dolayı bir şeyi kabullenme
Break a legİyi şanslar
Call it a dayBir eylemi sonlandırmak
Cut somebody some slackMüsamaha etmek
Cutting cornersKestirmeden gitmek
Easy does itAcele etme
Get out of handKontrolden çıkmak
Get something out of your systemYapmak istediğiniz bir şeyi yapıp aklınızdan çıkarmak
Get your act togetherDaha iyi çalış veya terk et
Give someone the benefit of the doubtBirinin dediğine inan
Go back to the drawing boardSil baştan başlamak
Hang in thereVazgeçme
Hit the sackUyumaya gitmek
It's not rocket scienceO kadar zor değil
Let someone off the hookBirini bir şeyden artık sorumlu tutmamak
Make a long story shortBir şeyi kısaca söylemek
Miss the boatÇok geç
No pain, no gainİstediğin şey için uğraşmak zorundasın
On the ballBecerikli
Pull someone's legBirine şaka yapmak
Pull yourself togetherSakin ol
So far so goodŞu ana kadar herşey yolunda
Speak of the devilBahsettiğiniz kişinin gelivermesi
That's the last strawSabrım tükendi
The best of both worldsİdeal bir durum
Time flies when you're having funEğlenirken zamanın nasıl geçtiğini farketmiyorsun
To get bent out of shapeÜzülmek
To make matters worseBir sorunu daha kötü hale getirmek
Under the weatherHasta olmak
We'll cross that bridge when we come to itŞu anda sorun hakkında konuşmayalım
Wrap your head around somethingBir şeyin karmaşık olduğunu anla
You can say that againDoğru, katılıyorum
Your guess is as good as mineBir fikrim yok
A bird in the hand is worth two in the bushSahip olduğun şey daha sonra sahip olacağın şeyden daha değerlidir
A penny for your thoughtsSenin düşüncen nedir
A penny saved is a penny earnedBiriktireceğin parayı daha sonra harcayabilirsin
A perfect stormOlabilecek en kötü durum
A picture is worth 1000 wordsSöylemektense göstermek daha iyi
Actions speak louder than wordsİnsanların söylediklerine değil yaptıklarına inan
Add insult to injuryBir durumu daha kötü hale getirmek
Barking up the wrong treeHatalı olmak, çözüm için yanlış yere bakmak
Birds of a feather flock togetherBirbirine benzeyen insanlar genelde arkadaş olur (genellikle olumsuz bir şekilde kullanılır)
Bite off more than you can chewHalledebileceğinden daha fazlası ile uğraşmak
Break the iceHavayı yumuşatmak
By the skin of your teethKıl payı
Comparing apples to orangesKarşılaştırılamaz iki şeyi karşılaştırmak

Sponsorlu Bağlantılar