A storm in a teacupKüçük bir sorunu büyütmek
An apple a day keeps the doctor awayElma yemek sizin için iyidir
An ounce of prevention is worth a pound of cureTedbir tedaviden iyidir
As right as rainMükemmel
Bolt from the blueBeklenmedik sürpriz
Burn bridgesKöprüleri yakmak
Calm before the stormFırtına öncesi sessizlik
Come rain or shineNe olursa olsun
Curiosity killed the catFazla merak iyi değildir
Cut the mustardİyi bir iş çıkarmak
Don't beat a dead horseBoşa kürek çekmek
Every dog has his dayHerkesin şanslı bir günü vardır
Familiarity breeds contemptAlışkanlık bıkkınlık yaratır
Fit as a fiddleTurp gibi
Fortune favours the boldRiskler al
Get a second windSoluklanmak
Get wind of somethingDuyum almak
Go down in flamesBaşarısız olmak
Haste makes wasteAcele işe şeytan karışır
Have your head in the cloudsDikkatini vermemek
He who laughs last laughs loudestSon gülen iyi güler
Hear something straight from the horse's mouthBir şeyi o şey ile ilişkili kişiden duymak
He's not playing with a full deckAklı noksan
He's off his rockerO deli
He's sitting on the fenceKarar veremiyor
It is a poor workman who blames his toolsBir işi beceremiyorsan diğerlerini suçlama
It is always darkest before the dawnDurumlar düzelecektir
It takes two to tangoSadece bir kişi sorumlu değil. Her iki kişi de işin içinde.
Jump on the bandwagonBir trendi takip et, herkesin yaptığını yap
Know which way the wind is blowingDurumu kavra (genellikle olumsuz)
Leave no stone unturnedHer yere bak
Let sleeping dogs lieBir sorunu tartışmayı bırak
Like riding a bicycleNasıl yapıldığını hiç unutmadığınız bir şey
Like two peas in a podHer zaman birlikteler
Make hay while the sun shinesFırsattan istifade etmek
On cloud nineÇok mutlu
Once bitten, twice shyÖnceden zarar veren bir şeyden çekinme
Out of the frying pan and into the fireKötü bir durum daha da kötüye gidiyor
Run like the windHızlı koşmak
Shape up or ship outDaha iyi çalış ya da terket
Snowed underMeşgul
That ship has sailedArtık çok geç
The pot calling the kettle blackTencere dibin kara seninki benden kara
There are clouds on the horizonUfukta kara bulutların belirmesi
Those who live in glass houses shouldn't throw stonesAhlaken şüphe oluşturan kişiler başkalarını eleştirmemelidir
Through thick and thinHem iyi hem kötü günlerde
Time is moneyVakit nakittir
Waste not, want notSakla samanı gelir zamanı
We see eye to eyeAynı fikirdeyiz
Weather the stormZorlukların hakkından gelmek
Well begun is half doneBaşlamak bitirmenin yarısıdır
When it rains it poursAksilikler hep üst üste gelir
You can catch more flies with honey than you can with vinegarTatlı dil yılanı deliğinden çıkarır
You can lead a horse to water, but you can't make him drinkZorla güzellik olmaz
You can't make an omelet without breaking some eggsBir şeyi yapmanın her zaman bir bedeli vardır

Costs an arm and a legPahalıya mal olmak
Do something at the drop of a hatBir şeyi öncesinde planlamadan yapmak
Do unto others as you would have them do unto youİnsanlara karşı adil davranmak. "Altın Kural" olarak da bilinir
Don't count your chickens before they hatchDereyi görmeden paçaları sıvama.
Don't cry over spilt milkDüzeltilemeyecek bir için yakınmanın faydası yok.
Don't give up your day jobBu işte pek iyi değilsin
Don't put all your eggs in one basketYaptığın şey çok riskli
Every cloud has a silver liningHer işte bir hayır vardır
Get a taste of your own medicineBaşkalarına davrandığın gibi sana davranılsın (olumsuz)
Give someone the cold shoulderBirini görmezden gelmek
Go on a wild goose chaseAmaçsızca bir şey yapmak
Good things come to those who waitSabırlı ol
He has bigger fish to fryŞu anda konuştuğumuz şeyden daha önemli işleri var
He's a chip off the old blockBabasının aynısı
Hit the nail on the headTaşı gediğine koymak
Ignorance is blissCehalet mutluluktur
It ain't over till the fat lady singsBu iş henüz bitmedi
It takes one to know oneKişi kendinden bilir işi
It's a piece of cakeKolay
It's raining cats and dogsBardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor
Kill two birds with one stoneBir taşla iki kuş vurmak
Let the cat out of the bagBir sırrı ortaya çıkarmak
Live and learnBir hata yaptım
Look before you leapSadece hesaplanmış riskleri al
On thin iceTehlikeli bir durumda olmak
Once in a blue moonÇok nadir
Play devil's advocateŞeytanın avukatlığını yapmak
Put something on iceBir şeyi rafa kaldırmak
Rain on someone's paradeBirinin planlarını bozmak
Saving for a rainy dayDaha sonrası için para biriktirmek
Slow and steady wins the raceİstikrar hızdan daha önemlidir
Spill the beansBaklayı ağzından çıkarmak
Take a rain checkBir planı ertelemek
Take it with a grain of saltÇok ciddiye alma
The ball is in your courtKarar senin
The best thing since sliced breadÇok güzel bir icat
The devil is in the detailsUzaktan hoş gelir, ama yakından bakınca, sorunları vardır
The early bird gets the wormErken kalkan yol alır
The elephant in the roomGörmezden gelinen aşikar gerçek
The whole nine yardsNe var ne yok hepsi
There are other fish in the seaBir fırsatı kaçırmak sorun değil. Başka fırsatlar doğar.
There's a method to his madnessDeli gibi görünüyor ama aslında akıllı
There's no such thing as a free lunchHiçbir şey bedava değil
Throw caution to the windBir risk al
You can't have your cake and eat it tooHer şeyi elde edemezsin
You can't judge a book by its coverBu kişi veya şey kötü gibi görünebilir ama aslında özünde iyi
A little learning is a dangerous thingBir şeyi tamamen anlamayan insanlar tehlikelidir
A snowball effectÇığ etkisi
A snowball's chance in hellHiç şansı yok
A stitch in time saves nineSorunu büyütmeden halletmeli

A blessing in disguisebaşta kötü gibi görünen iyi bir şey
A dime a dozendeğersiz
Beat around the bushLafı dolandırmak, genelde nahoş olduğundan dolayı
Better late than neverBir şeyi hiç yapmamaktansa geç yapmak daha iyi
Bite the bulletKaçınılmaz olduğundan dolayı bir şeyi kabullenme
Break a legİyi şanslar
Call it a dayBir eylemi sonlandırmak
Cut somebody some slackMüsamaha etmek
Cutting cornersKestirmeden gitmek
Easy does itAcele etme
Get out of handKontrolden çıkmak
Get something out of your systemYapmak istediğiniz bir şeyi yapıp aklınızdan çıkarmak
Get your act togetherDaha iyi çalış veya terk et
Give someone the benefit of the doubtBirinin dediğine inan
Go back to the drawing boardSil baştan başlamak
Hang in thereVazgeçme
Hit the sackUyumaya gitmek
It's not rocket scienceO kadar zor değil
Let someone off the hookBirini bir şeyden artık sorumlu tutmamak
Make a long story shortBir şeyi kısaca söylemek
Miss the boatÇok geç
No pain, no gainİstediğin şey için uğraşmak zorundasın
On the ballBecerikli
Pull someone's legBirine şaka yapmak
Pull yourself togetherSakin ol
So far so goodŞu ana kadar herşey yolunda
Speak of the devilBahsettiğiniz kişinin gelivermesi
That's the last strawSabrım tükendi
The best of both worldsİdeal bir durum
Time flies when you're having funEğlenirken zamanın nasıl geçtiğini farketmiyorsun
To get bent out of shapeÜzülmek
To make matters worseBir sorunu daha kötü hale getirmek
Under the weatherHasta olmak
We'll cross that bridge when we come to itŞu anda sorun hakkında konuşmayalım
Wrap your head around somethingBir şeyin karmaşık olduğunu anla
You can say that againDoğru, katılıyorum
Your guess is as good as mineBir fikrim yok
A bird in the hand is worth two in the bushSahip olduğun şey daha sonra sahip olacağın şeyden daha değerlidir
A penny for your thoughtsSenin düşüncen nedir
A penny saved is a penny earnedBiriktireceğin parayı daha sonra harcayabilirsin
A perfect stormOlabilecek en kötü durum
A picture is worth 1000 wordsSöylemektense göstermek daha iyi
Actions speak louder than wordsİnsanların söylediklerine değil yaptıklarına inan
Add insult to injuryBir durumu daha kötü hale getirmek
Barking up the wrong treeHatalı olmak, çözüm için yanlış yere bakmak
Birds of a feather flock togetherBirbirine benzeyen insanlar genelde arkadaş olur (genellikle olumsuz bir şekilde kullanılır)
Bite off more than you can chewHalledebileceğinden daha fazlası ile uğraşmak
Break the iceHavayı yumuşatmak
By the skin of your teethKıl payı
Comparing apples to orangesKarşılaştırılamaz iki şeyi karşılaştırmak

Sponsorlu Bağlantılar